Zikrimiz Esrarı Hakk'dır başlıklı bu içerikte ilahi sözlerine,
varsa dinleme videosuna ve eserle ilgili temel bilgilere ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa, İlahi kategorisindeki ilahileri daha kolay bulmak,
okumak ve sevdiklerinizle paylaşmak için hazırlanmıştır.
Eserin söyleyeni/sanatçısı Ömer Tuğrul İnançer olarak kayıtlıdır.
Benzer ilahiler bölümünden aynı türdeki diğer içeriklere de göz atabilirsiniz.
Arşiv Bilgisi
Zikrimiz Esrarı Hakk'dır, İlahi arşivinde
eser adı, sanatçı bilgisi, kategori ve dinleme bağlantısı ile birlikte düzenlenmiştir.
Dinleme ve Söz
Bu sayfada ilahi sözlerini okuyabilir, video bağlantısı mevcutsa eseri dinleyebilir
ve sayfadaki temel bilgilerle içeriği daha kolay tanıyabilirsiniz.
Keşif Önerisi
Aynı kategori ve benzer ilahi önerileri, aradığınız esere yakın içerikleri daha hızlı
bulabilmeniz için arşiv mantığıyla listelenir.
Zikrimiz esrâr-ı Hakk’dır cânımız hayrân-ı Hû Fikrimiz bâzâr-ı Hakk’dır bağrımız biryân-ı Hû Aşk-ı ilâhî ile mest u hayrânız bunun için dâimâ esrâr-ı ilâhiyyeden bahsediyoruz. Kalbimi ihyâ iden ol Pâdişâh-ı lâ-yezâl Gönlümüz mi‘mârı Hakk’dır katremiz ‘ummân-ı Hû Kalbimizi dirilten Allah, ölümsüzdür. Gönlümüzün mi’mârı da O’dur, biz O sâhilsiz vahdet okyanusunun bir damlasıyız. Dersi Hakk’dan görmeyen bilmez bizim güftârımız Dersimiz envâr-ı Hakk’dır sırrımız seyrân-ı Hû Hakk’a kurbiyyeti olmayan, Hakk ile ünsiyyeti olmayan, ilhâmât-ı ilâhiyyeye nâil olmayanlar bizim sözlerimizi anlayamaz. Bizim sözlerimiz Hakk katındandır zîrâ seyrimiz “seyr-i fillah”dır. Tevhîd-i Zât-ı İlâhî’nin kemâlin söyleriz Sözümüz ahbâr-ı Hakk’dır özümüz mihmân-ı Hû Bizim sözlerimiz tevhîdin yüksek mertebeleri hakkındadır. Sözlerimiz hep Allah’a dâirdir çünkü tıpkı bir misâfirin ev sâhibi ile birlikte olması gibi biz de O’nunla berâberiz. Dünyâ vü ‘ukbâ hevâsın terk iden gelsin beri ‘Azmimiz dildâr-ı Hakk’dır derdimiz dermân-ı Hû Sözümüz dünyâ ve ukbâ endîşelerinden sıyrılıp yüzünü Hakk’a döndürenleredir zîrâ bizim maksadımız da tek derdimiz de Hakk’a vuslatdır, o derdin dermânını veren yani kendisine müştâk olanlara vuslat nasîb eden de Allah’dır. Dört kitâbın ma‘nâsın keşf eyledik hakka’l-yakîn Sun‘umuz ol kâr-ı Hakk’dır keşfimiz ol kân-ı Hû Dört kitâbın ma’nâsını hakkıyla bildik ki o “tevhîd”dir. Bizden zuhûr eden bütün fiiller Hakk’ın eseri, nâil olduğumuz bütün feyzler ve keşifler de O’nun hazînesindendir. Evliyânın enbiyânın menzilinden al haber Cânımız ber-dâr-ı Hakk’dır olmuşuz mestân-ı Hû Nebîlerin ve velîlerin eriştiği makâm da “tevhîd-i zât” makâmıdır, cümlesi Allah aşkıyla mest olup, Hakk’ın varlığında fânî olmuşlardır. Fakr içinde fahra irdik gayrı gitdi aradan Seyrimiz dîdâr-ı Hakk’dır vaslımız vicdân-ı Hû “Tevhîd-i zât”a mazhar olanlar, fenâ bulur, yok olur yani “fakr”e erer. Bu makâm en yüksek makâmdır. Resûl-i Ekrem Efendimiz’in “el-fakru fahrî” buyurdukları buna işâretdir. Buradaki “fahr” bizim bildiğimiz ma’nâda övünme değil, maksadına ulaşan bir kimsenin sevinci, ma’şûkuna vuslat eden âşıkın hâlidir zîrâ bu makâma erenler dâimâ Allah ile berâberdir. İhtiyâr elden gidicek neylesin Ümmî Sinân Vârımız ol vâr-ı Hakk’dır nutkumuz ‘irfân-ı Hû Bu makâma erenlerin kendi varlıkları da yokdur irâdeleri de olmaz. İrâde-i külliyye içinde erir giderler. Onlardan zuhûr eden sözler de bir yerlerden duydukları ya da okudukları şeyler değildir, hep “ma‘rifetullah” eseridir.