Natı Şerif

EserNatı Şerif
SöyleyenZekeriya Maral
Kategoriİlahi
İstatistik 3,329 Görüntülenme
Etiketler#Zekeriya Maral#ilahi#Natı Şerif

Natı Şerif İlahi Hakkında

Natı Şerif başlıklı bu içerikte ilahi sözlerine, varsa dinleme videosuna ve eserle ilgili temel bilgilere ulaşabilirsiniz.

Bu sayfa, İlahi kategorisindeki ilahileri daha kolay bulmak, okumak ve sevdiklerinizle paylaşmak için hazırlanmıştır.

Eserin söyleyeni/sanatçısı Zekeriya Maral olarak kayıtlıdır. Benzer ilahiler bölümünden aynı türdeki diğer içeriklere de göz atabilirsiniz.

Arşiv Bilgisi

Natı Şerif, İlahi arşivinde eser adı, sanatçı bilgisi, kategori ve dinleme bağlantısı ile birlikte düzenlenmiştir.

Dinleme ve Söz

Bu sayfada ilahi sözlerini okuyabilir, video bağlantısı mevcutsa eseri dinleyebilir ve sayfadaki temel bilgilerle içeriği daha kolay tanıyabilirsiniz.

Keşif Önerisi

Aynı kategori ve benzer ilahi önerileri, aradığınız esere yakın içerikleri daha hızlı bulabilmeniz için arşiv mantığıyla listelenir.

Seccaden kumlardı Devirlerden,
diyarlardan Gelip göklerde buluşan Ezanların vardı ! Mescit mü’min,
minber mü’min… Taşardı kubbelerden Tekbir,
Dolardı kubbelere “âmin!” Ve mübarek geceler,
dualarımız,
Geri gelmeyen dualardı… Geceler ki pırıl pırıl,
Kandillerin yanardı! Kapına gelenler ya Muhammed,
-Uzaktan,
yakından – Mü’min döndüler kapıdan ! Besmele,
ekmeğimizin bereketiydi; İki dünyada aziz ümmet,
Muhammed ümmetiydi.
Konsun,
yine pervazlara Güvercinler; (Hû hû)lara karışsın Âminler… Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar,
Yâsin’ler! Şimdi seni ananlar,
Anıyor ağlar gibi… Ey yetimler yetimi,
Ey garipler garibi; Düşkünlerin kanadıydın,
Yoksulların sahibi….
Nerede kaldın ey Resul,
Nerede kaldın ey Nebi? Günler,
ne günlerdi,
ya Muhammed; Çağlar ne çağlardı; Daha dünyaya gelmeden Mü’minlerin vardı….
Ve bir gün,
ki gaflet Çöller kadardı,
Halime’nin kucağında Abdullah’ın yetimi,
Amine’nin emaneti ağlardı! Hatice’nin koncası,
Aişe’nin gülüydün.
Ümmetinin gözbebeği,
Göklerin resulüydün… Ruhunu Allah’a,
Elini ümmetine verdin.
Beşiğin,
yurdun,
yuvan Mekke’de bunalırsan Medine’ye göçerdin.
Biz dünyadan nereye göçelim yâ Muhammed? Yeryüzünde riyâ,
inkâr,
hıyanet Altın devrini yaşıyor… Diller,
sayfalar,
satırlar (Ebu Leheb öldü),diyorlar; Ebû Cehil,
kıtalar dolaşıyor! Neler duydu şu dünyada Mevlid’ine hayran kulaklarımız; Ne adlar ezberledi,
ey Nebî Adına alışkın dudaklarımız! Artık yolunu bilmiyor; Artık,
yolunu unuttu Ayaklarımız! Kâ’be’ne siyahlar Yakışmamıştır,
yâ Muhammed,
Bu günkü kadar! Haset,
gururla savaşta; Gurur,
Kafdağı’nda derebeyi… Onu da yaralarlar kanadından,
Gelse bir şefkat meleği… İyiliğin türbesine Türbedar oldu iyi! Vicdanlar sakat Çıkmadan yarına.
İyilikler getir,
güzellikler getir Âdem oğullarına! Şu gördüğün duvarlar ki Kimi,
Tâiftir,
kimi Hayber’dır… Fethedemedik,
yâ Muhammed,
Senelerdir! Ne doğruluk,
ne doğru; Ne iyilik,
ne iyi… Bahçende en güzel dal,
Unuttu yemiş vermeyi… Günahın kursağında Haramların peteği! Bayram yaptı yabanlar; Semâve yi boşaltıp Sâve’yi dolduranlar… Atını hendeklerden-bir atlayışta- Aşırdı aşıranlar… Ağlasın yesrib,
Ağlasın Selman’lar! Gözleri perdeleyen toprak,
Yüzlere serptiğin topraktı… Yere dökülmeyecekti,
ey Nebî Yabanların gözünde kalacaktı! Konsun,
yine pervazlara Güvercinler; (Hû hû)lara karışsın Âminler… Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar,
Yâsin’ler! Ne oldu,
ey bulut Gölgelediğin başlar? Hatıranda mı,
ey yol,
Bir aziz yolcuyla Aşarak dağlar taşlar,
Kafile kafile,
kervan kervan Şimale giden yoldaşlar.
Uçsuz bucaksız çöllerde,
Yine,
izler gelenlerin,
Yollar gideceklerindir.
Şu Tekbîr getiren mağara,
Örümceklerin değil; Peygamberlerindir,
meleklerindir… Örümcek ne havada,
Ne suda,
ne yerdeydi… Hakkı göremeyen Gözlerdeydi! Şu kuytu,
cinlerin mi; Perilerin yurdu mu? Şu yuva ki bilinmez,
Kuşları hüdhüd müdür,
güvercin mi kumru mu? Kuşlarını bir sabah,
Medine’ye uçurdu mu? Ey Abva’da yatan ölü,
Bahçende açtı dünyânın En güzel gülü; Hatıran,
uyusun çöllerin Ilık kumlarıyla örtülü! Dinleyene,hâlâ,
Çöller ses verir; “Yâleyl” susar,
Uğultular gelir.
Mersiye okur Uhud,
Kaside söyler Bedir.
Sen de bir hac günü,
Başta Muhammed,
yanında Ebûbekir; Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü Destan yap,
ey şehir! Ebûbekir’de nûr,
Osman da nurlar… Kureyş uluları,
karşılarında Meydan okuyan bir Ömer bulurlar; Alî’nin önünde kapılar açılır,
Alî’nin önünde eğilir surlar.
Bedir’ de,
Uhud’da,
Heyber’de Hak’kın yiğitleri,
şehîd olurlar… Bir mutlu günde,
ki ölüm tatlıydı; Yerde kalmazdı ruh… kanatlıydı.
Konsun,
yine pervazlara Güvercinler; (Hû hû)lara karışsın Âminler… Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar,
Yâsin’ler! Vicdanlar,
sakat çıkmadan,
Yâ Muhammed,
yarına; İyiliklere gel,
güzelliklere gel Âdemoğullarına! Yüreklerden taşsın Yine,
imanlar! Itrî,
bestelesin Tekbîr’ini; Evliyâ okusun Kur’an’lar! Ve Kur’ân’ı göz nurûyla çoğaltsın Kayışzade Osman’lar! Na’tini Gaalip yazsın,
Mevlid’ini Süleyman’lar! Sütunları,
kemerleri,
kubbeleriyle Geri gelsin Sinan’lar! Çarpılsın,
hakikat niyetine Cenaze namazı kıldıranlar! Gel,
ey Muhammed,
bahardır… Dudaklar ardında saklı Âminlerimiz vardır!..
Hacdan döner gibi gel; Mi’rac’tan iner gibi gel; Bekliyoruz yıllardır! Bulutlar kanad,
rüzgâr kanad; Hızır kanad,
Cibril kanad; Nisan kanad,
bahar kanad; Âyetlerini ezber bilen Yapraklar kanad… Âyetlerini ezber bilen Yapraklar kanad… Açılsın göklerin kapıları,
Açılsın perdeler,
kat kat! Çöllere dökülsün yıldızlar; Dizilsin yollarına Yetimler,
günahsızlar! Çöl gecelerinden,
yanık Türküler yapan kızlar Sancağını saçlarıyla dokusun; Bilâl-i Habeşî sustuysa Ezanlarını Dâvûd okusun! Konsun,
yine pervazlara Güvercinler; (Hû hû)lara karışsın Âminler… Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar,
Yâsin’ler!
Yorum Yapın
Güvenlik: 12 nedir?