Ayaz Köle
| Eser | Ayaz Köle |
| Söyleyen | Abdullah Özdoğan |
| Kategori | İlahi |
| İstatistik | 3,189 Görüntülenme |
| Etiketler | #Abdullah Özdoğan#ilahi#Ayaz Köle |
Ayaz Köle İlahi Hakkında
Ayaz Köle başlıklı bu içerikte ilahi sözlerine,
varsa dinleme videosuna ve eserle ilgili temel bilgilere ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa, İlahi kategorisindeki ilahileri daha kolay bulmak,
okumak ve sevdiklerinizle paylaşmak için hazırlanmıştır.
Eserin söyleyeni/sanatçısı Abdullah Özdoğan olarak kayıtlıdır.
Benzer ilahiler bölümünden aynı türdeki diğer içeriklere de göz atabilirsiniz.
Arşiv Bilgisi
Ayaz Köle, İlahi arşivinde
eser adı, sanatçı bilgisi, kategori ve dinleme bağlantısı ile birlikte düzenlenmiştir.
Dinleme ve Söz
Bu sayfada ilahi sözlerini okuyabilir, video bağlantısı mevcutsa eseri dinleyebilir
ve sayfadaki temel bilgilerle içeriği daha kolay tanıyabilirsiniz.
Keşif Önerisi
Aynı kategori ve benzer ilahi önerileri, aradığınız esere yakın içerikleri daha hızlı
bulabilmeniz için arşiv mantığıyla listelenir.
Bir zamanlar Ayaz adlı bir köle varmış.
Takdir bu ya,
köle bir gün Sultan Mahmud’un kölesi olmuş.
Sultan,
köleyi taşıdığı asil karakteri sebebiyle çok sevmiş.
Derken Sultan’ın öylesine itimadını kazanmış ki,
bütün sultanlığın haznedarı tayin edilmiş ve en kıymetli ve en zarif mücevherler,
taşlar ona emanet edilir olmuş.
Bu gelişmeyi gören saraylılar ise durumdan pek rahatsız olmuşlar.
Hasetleri ve kibirleri yüzünden,
sözüm ona basit bir köleye böyle bir mevki verilmesini ve kendi rütbelerine çıkarılmasını bir türlü hazmedememişler.
Bu duygular içinde,
özellikle Sultan yakınlardaysa ondan gün geçtikçe daha çok şikayet etmeye başlamışlar ve asil ruhlu kölenin itibarını zedelemek için ellerinden geleni yapmışlar.
Bir gün Sultan’ın huzurunda bir saraylının diğerine şöyle dediği duyulmuş – “Köle Ayaz’ın sık sık hazineye gittiğini biliyor musun? Onun mücevherlerimizi çaldığından adım gibi eminim.” Sultan kulaklarına inanamamış.
– “İşin aslını kendi gözlerimle görmeliyim” demiş.
Duvara küçük bir delik yaptırıp,
içeride olanları seyretmeye hazırlanmış.
Kölenin sessizce içeri girdiğini,
kapıyı kapattığını ve sandığa gittiğini görmüş.
Orada sakladığı küçük bir bohçaymış bu.
Bohçayı öpmüş alnına koymuş ve sonra da açmış.
İçinden çıkan köleyken giydiği yırtık pırtık bir elbise! Aynanın karşısına geçmiş.
Kendi kendine,
“Daha önceleri bu elbiseyi giydiğin zamanlar kim olduğunu hatırlıyor musun?” diye sormuş.
– “Bir hiçtin sen… Hepsi hepsi satılacak bir köleydin ve Allah,
Sultan’ın eliyle sana rahmetinden belki de hiç hak etmediğin nimetler lütfetti.
Asla nereden geldiğini unutma! Çünkü mal mülk insanın hafızasını uçurur,
unutuluşlara sürükler.
Şimdi sen de,
nimetçe senden aşağı olanlara kibirle bakma ve daima hatırla,
hatırla Ayaz,
hatırla!” Sandığı kapatmış,
kilitlemiş ve sessizce kapıya doğru yürümüş.
Hazine dairesinden çıkarken birden Sultan’la yüz yüze gelmiş.
Sultan gözlerini Ayaz’ın yüzüne dikmiş dururken,
yanaklarından aşağı yaşlar süzülüyormuş ve boğazı öyle düğümlenmiş ki,
konuşmakta güçlük çekmiş.
– “Bugüne kadar mücevherlerimin hazinedarıydın,
ama şimdi… Kalbimin hazinedarısın.
Bana benim de önünde bir hiç olduğum kendi Sultanımın huzurunda nasıl davranmam gerektiği dersini verdin.”
BU GÜZEL İLAHİYİ SEVDİKLERİNİZLE PAYLAŞIN
Bunlar da İlginizi Çekebilir