Asırlık Hasret

EserAsırlık Hasret
SöyleyenAhmet Bozkuş
Kategoriİlahi
İstatistik 1,116 Görüntülenme
Etiketler#Ahmet Bozkuş#ilahi#Asırlık Hasret

Asırlık Hasret İlahi Hakkında

Asırlık Hasret başlıklı bu içerikte ilahi sözlerine, varsa dinleme videosuna ve eserle ilgili temel bilgilere ulaşabilirsiniz.

Bu sayfa, İlahi kategorisindeki ilahileri daha kolay bulmak, okumak ve sevdiklerinizle paylaşmak için hazırlanmıştır.

Eserin söyleyeni/sanatçısı Ahmet Bozkuş olarak kayıtlıdır. Benzer ilahiler bölümünden aynı türdeki diğer içeriklere de göz atabilirsiniz.

Arşiv Bilgisi

Asırlık Hasret, İlahi arşivinde eser adı, sanatçı bilgisi, kategori ve dinleme bağlantısı ile birlikte düzenlenmiştir.

Dinleme ve Söz

Bu sayfada ilahi sözlerini okuyabilir, video bağlantısı mevcutsa eseri dinleyebilir ve sayfadaki temel bilgilerle içeriği daha kolay tanıyabilirsiniz.

Keşif Önerisi

Aynı kategori ve benzer ilahi önerileri, aradığınız esere yakın içerikleri daha hızlı bulabilmeniz için arşiv mantığıyla listelenir.

Bir yol düşün yolcuya hasret bir yolcu düşün küheylan gibi.
Ve bir de yolculuk.
Takvim kadar kadim.
Bekleyenler var,
perdelerin arkasında kapıların arasında.
Yangınların ortasında.
Seccade yalnızlığında bekleyenler var.
Ve bir de şehir,
toprağı nadasta,
seması yasta.
Ağıt duyulmuş,
feryat duyulmuş,
asır geçmiş,
ezan duyulmamış ve gelenler var.
Ne atları var ne arabaları.
Bir gülün peşinde gülen yüzleriyle gelenler var.
Bekleyenler korkarak bakıyorlar kapıların perdelerin arından.
Bu gelenler kim nerden geldiler,
neden geldiler,
kim bunlar ve bir ses.
Bütün suallerin cevabı,
işte kimlik.
İşte nefes.
Allahuekber Allahuekber.
Allahuekber açılıyor perdeler.
Allahuekber,
bu gelenler,
Allahuekber yolu gözlenenler,
Allahuekber onlar geldiler,
koşun kardaşlar,
acılar,
evlatlar.
Hani masal diye anlattığımız hani ninni diye söylediğimiz.
Hani uzak diyarlardan aynı güneşe baktığımız.
Tuna’yı beraber geçtiğimiz,
Çanakkale’de beraber düştüğümüz,
Sarıkamış’ta beraber üşüdüğümüz düğünümüzde halay başı,
yasımızda can yoldaşı,
şiirimiz türkümüz destanımız haydi bir gün gelecekler bize baharı getirecekler dediğimiz Anadolu’dan kardaşlarımız geldiler.
Şehrin meydanında bir bayram havası.
Bir teyze titreyen eliyle tutulmuş bir kola.
Bir teyze alnında çizgi çizgi hasret haritası.
Oğlum evladım nolurdu on iki gün önce gelseydiniz.
Teyze noldu on iki gün önce niye öyle söyledin.
Teyze konuşacak müsaade etse gözyaşları.
Düğümlenmese boğazına asırlık hasret anlatacak.
On iki gün önce ilk göz ağrım son kalp sızım,
gözümü onunla açtığım çocuklarımın babası,
evimin erkeği on iki gün önce göçtü bu dünyadan nolurdu o da görseydi siz,
duysaydı bu sesi ben onu bildim bileli,
pencereden bakar uzaklara,
işte der bu taraftan Anadolu’dan gelecekler,
bize Muhammed Mustafa’yı getirecekler,
sessiz sessiz ağlardı.
Bir ömür bekledi böyle.
Ah sizi bir görseydi.
Bir duysaydı bu sesi.
Şimdi bizim eve gitsek bize bizde okusanız bir ezan ruhu şad olsa bizim Efendinin.
İşte bu ev işte bu pencere işte bu taraf.
Bir harita ve pusula.
Bakarlar,
ihtiyarın döndüğü taraf doğrudur.
Orası Anadolu’dur.
Allah âşığını yanlış tarafa döndürmez ve bir ezan başlar asırlık hasretin penceresinde bir ezan siler yüreklerin pasını,
bir ezan unutturur yılarlın tasasını.
Teyzenin tükenir takati,
yıkılır yere.
Kaldırırlar her tekbir sesinde teyze yıkılır yere.
Kaldırırlar ezan biter,
aşk yücelir,
iklim değişir,
teyze son kez yıkılır yere,
ufku dikili özlerinde bir tebessüm,
boğazında ince bir nefes.
Muhammed Bir nefes daha Muhammed ve son nefes.
Muhammed.
Kiminin bahtına hasret düşmüş.
Kiminin bahtına hicret düşmüş.
Sevenin yâdına bir ömür Hazret-i Muhammed düşer.
Lâ İlâhe İllallah.
Kiminin bahtına hasret düşer,
Kiminin bahtına hicret düşer,
sevenin yâdına bir ömür Hazret-i Muhammed düşer.
Yorum Yapın
Güvenlik: 17 nedir?