Süngüden Mihrap

EserSüngüden Mihrap
SöyleyenTalha Uğurluel
Kategoriİlahi
İstatistik 3,797 Görüntülenme
Etiketler#Talha Uğurluel#ilahi#Süngüden Mihrap

Süngüden Mihrap İlahi Hakkında

Süngüden Mihrap başlıklı bu içerikte ilahi sözlerine, varsa dinleme videosuna ve eserle ilgili temel bilgilere ulaşabilirsiniz.

Bu sayfa, İlahi kategorisindeki ilahileri daha kolay bulmak, okumak ve sevdiklerinizle paylaşmak için hazırlanmıştır.

Eserin söyleyeni/sanatçısı Talha Uğurluel olarak kayıtlıdır. Benzer ilahiler bölümünden aynı türdeki diğer içeriklere de göz atabilirsiniz.

Arşiv Bilgisi

Süngüden Mihrap, İlahi arşivinde eser adı, sanatçı bilgisi, kategori ve dinleme bağlantısı ile birlikte düzenlenmiştir.

Dinleme ve Söz

Bu sayfada ilahi sözlerini okuyabilir, video bağlantısı mevcutsa eseri dinleyebilir ve sayfadaki temel bilgilerle içeriği daha kolay tanıyabilirsiniz.

Keşif Önerisi

Aynı kategori ve benzer ilahi önerileri, aradığınız esere yakın içerikleri daha hızlı bulabilmeniz için arşiv mantığıyla listelenir.

Sargıya ziyaretimiz sonrası geriye dönüyor ve Alçıtepe Köyü’nün içinden geçerek bu kez aşağılara Gelibolu Yarımadası’nın en uçları sayılan Seddülbahir’e doğru ilerliyoruz.
On on beş dakikalık bir yolculuk sonrasında Seddülbahir köyünden geçerek dimdik bir yarın başına geliyoruz.
Aşağıda güzel bir kumsal ve kumsalın arkasında bir yabancı mezarlığı var.
Kumsala bakan sırtta da birtakım siperler ile en yukarıda Seddülbahir şehitliğimiz görünmekte.
İşte burası 25 Nisan 1915 sabahı düşmanın en şiddetli saldırılarından birinin gerçekleştiği yer.
Bölgeye Seddülbahir adının verilmesine sebep ise tam karşımızda duran ve varlığıyla Çanakkale Geçilmez sözünü tarihten beri söylediğimizi bizlere hatırlatan yaşlı kale.
On yedinci yüz yıl ortalarında Osmanlı Tahtında çocuk yaşta olan IV Mehmet bulunmaktadır.
Venedikliler Osmanlı’nın bu zaafından istifade etme adına Çanakkale Boğazı’na saldırırlar.
Padişah küçüktür ama onun dirayetli annesi Hatice Turhan Sultan düşmana fırsat vermez.
Vatan müdafaası adına İstanbullardan kalkar buralara gelir ve düşmanı Çanakkale’den geçirmeme adına işte tam buraya bu kaleyi yaptırır.
Kale bir hanım tarafından yaptırıldığı içinde bu askeri yapıya Kale-i Sultaniye ismi verilecektir.
Arapça Deniz anlamına gelen Bahir kelimesine Set kelimesinde ekleyerek buraya Seddülbahir Yani Deniz’in Seddi demişler.
İşte o günlerde düşmanı geçirmeyen ve bir nevi set olan bu kale 1915 yılı Çanakkale savaşında da Seddülbahir Cephesi’nin en kanlı çatışmalarına şahit olmuş Mehmetçik bu Kaleiçi’nde düşmanla Süngü süngüye savaşmıştır.
Gözlerimizi kaleden daha aşağılara bugün iç açıcı bir güzelliğe sahip sığ Seddülbahir sahillerine çeviriyoruz ve bu sahilin 25 Nisan 1915 günü aldığı hali hayal etmeye çalışıyoruz.
Eledim eledim höllük eledim Aynalı beşikte yavrum bebek beledim Büyüttüm besledim asker eyledim Gitti de gelmedi buna ne çare Yaktı yüreğimi canım buna ne çare Aylardır Osmanlı’yı şaşırtmak isteyen İtilaf Devletleri çıkartma yapacakları yerler konusunda spekülasyon haberleri etrafa yayıyorlardı.
Düşman İskenderun Körfezi’nden çıkacak yok Saros Körfezi’nden çıkacak dedirtiyor hatta Kumkale gibi sahte çıkartma bölgelerine göstermelik asker bile gönderiyorlardı.
Ama asıl çıkartma bölgesi işte tam karşımızda duruyordu.
25 Nisan sabahı bölge asker çıkartma amacında olan iki kömür gemisi River Club ve albion usul usul kıyıya yaklaşacaklardı.
Normalde açıktan çıkartma sandalları ile kıyıya asker gönderilirken fazla zayiat oluyor düşüncesiyle bu kez böyle yapılmayacaktır.
İki gemi karaya oturtulacak ve askerler direkt kıyıya hâkim olmaya çalışacaklardır.
Ama evdeki hesap çarşıya uymaz kıyıda mevsimlerinde bekleyen 67 askerimiz gözlerini gemilerin açılacak kapılarına dikmiş ve komutanlarının emrini beklemektedirler Derken gemilerden düşman başları görülür kıyıdan müthiş bir ateş açılır Her kafasını gösteren taş gibi suya düşmektedir.
Bir üç beş on derken artık düşman askerlerinden hiçbiri gemilerin kapılarına yanaşmak istememektedir.
İçeriden askerleri süngü zoruyla kapıya sevk etmeye çalışmaktadırlar derken komutanları askerlerini yüreklendirme adına kapıya yönelecek ve aynı Akıbetten kendisini kurtaramayacaktır.
O gün sabah olur öğle olur akşam olur ama kıyı şeridine doğru dürüst bir çıkartma gerçekleştiremezler.
Ama 3000 kişidirler öldürmekle biter mi? Ertesi günü artık kıyıda tutunmaya başlamışlardır.
Öğleye doğru yukarılara doğru çıkar ve askerlerimizin etrafını çembere almaya başlarlar.
Dün geceki çatışmadan bu yana kıyıda sadece beş askerimiz kalmıştır Ezineli Yahya Çavuş ve dört arkadaşı.
Derken diğerleri de Şehit olacak ve Ezineli Yahya Çavuş Alçıtepe sırtlana doğru çekilirken onu da orada şehit edeceklerdir.
Düşman bölgeye hakim olduğunda bir de sayar sadece altmış yedi askerimizin naaşı ile karşılaşır Gözlerine inanamazlar bu 1,5 günlük çarpışmada bu kadar askeri sadece 67 kişi mi tutmuştur.
Halbuki onlar karşılarında En az 1 tümen asker olduğunu düşünmektedirler.
Yorum Yapın
Güvenlik: 14 nedir?