Seni de Vururlar Bir Gün Ey Acı
| Eser | Seni de Vururlar Bir Gün Ey Acı |
| Söyleyen | Ferman Karaçam |
| Kategori | İlahi |
| İstatistik | 3,884 Görüntülenme |
| Etiketler | #Ferman Karaçam#ilahi#Seni de Vururlar Bir Gün Ey Acı |
Seni de Vururlar Bir Gün Ey Acı İlahi Hakkında
Seni de Vururlar Bir Gün Ey Acı başlıklı bu içerikte ilahi sözlerine,
varsa dinleme videosuna ve eserle ilgili temel bilgilere ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa, İlahi kategorisindeki ilahileri daha kolay bulmak,
okumak ve sevdiklerinizle paylaşmak için hazırlanmıştır.
Eserin söyleyeni/sanatçısı Ferman Karaçam olarak kayıtlıdır.
Benzer ilahiler bölümünden aynı türdeki diğer içeriklere de göz atabilirsiniz.
Arşiv Bilgisi
Seni de Vururlar Bir Gün Ey Acı, İlahi arşivinde
eser adı, sanatçı bilgisi, kategori ve dinleme bağlantısı ile birlikte düzenlenmiştir.
Dinleme ve Söz
Bu sayfada ilahi sözlerini okuyabilir, video bağlantısı mevcutsa eseri dinleyebilir
ve sayfadaki temel bilgilerle içeriği daha kolay tanıyabilirsiniz.
Keşif Önerisi
Aynı kategori ve benzer ilahi önerileri, aradığınız esere yakın içerikleri daha hızlı
bulabilmeniz için arşiv mantığıyla listelenir.
uçuşup durduğun kanatlarından sazın,
sözün,
türkülerin tükenir ellerin koynunda kalakalırsın şakaklarına kar yağıyor bilesin ey acı gül açan yüzlerimizde göğeriyor rengin senin de biz seni tâ eskiden tanırız hani göğüslerimize taş olur inerdin avuçlarımızda Hira dağıydın al atların tan yerine ayarlanmış yelelerinde Akdeniz rüzgarlarına karışan sendin biliyorum hiçbir tarih yazmayacak ve bir sır gibi kalacak yakılan kitaplarda göbek bağı anasından henüz çözülmemiş bebelerimize mitralyözlerin Washington’dan ayarlandığını seni de yakarlar bir gün ey acı bir Taptuk kul gözlerinden vurursa parmakların eğri ağaç tutmaz çığlıkların çağlar aşar duymazsın ve ben biliyorum örümceği,
mağarayı,
güvercini,
asâyı ve İbrahim’in baltasını biliyorum nereden başladı bu kesik dans ve bu dansa karşı afyonlanmış hecin yüzlü insanlar kim? kim kimin yanında kim kimin karşısında meclis kürsüsünden konuşan bu adam kim? Üsküdar kız lisesinde okuyan genç kız çantasında kimin fotoğrafını taşıyor Kadıköy vapurunda sigara tüttüren delikanlılar neden gülüyorlar ki seni de vururlar bir gün ey acı Filistin’de sapan taşlı çocuklar dalın,
kolun,
fidelerin budanır kuru bir kütükle kalakalırsın öyle bakmayın balkonlarınızdan Fırat nehri ayrılık çıbanına tutuldu,
damarlarımızı yırtıyor tuna nehri,
onulmaz Boşnak sızıları pompalıyor yüreğimize Plevne türküleri ağıtlara dönüşürken,
Çeçenya’da yiğitler inancın emeğin ve aşk’ın kılcal damarlarına ulanıp sustular… ve ne Bağdat’tan ne Şam’dan ne Mekke’den ne diyarıbekir’den ne İstanbul’dan ne Buhara’dan bunca telefon direğine rağmen kimse kimseyi duymuyor seni de vururlar bir gün ey acı Halepçe’de soldurulmuş gül gibi bu sevdaya düşsen,
sen de yanarsın suskun,
sıcak,
uzun yaz geceleri ve siz ey analar,
hani siz,
gecelerinizi böler,
çocuklarınıza ninniler söylerdiniz hani siz,
fatihler doğururdunuz… gelin kızların giysileri kirletildi çocuklar hep yetim kaldı ‘elem yecidke yetimen feava’ ve ben biliyorum ben biliyorum İstanbul’un Bağdat’ın Diyarıbekir’in Mekke’nin Buhara’nın birbirine nasıl bağlandığını,
nasıl çözüldüğünü; sonra ey insan ey insanlık ayağa kalk kolları ve bacakları budanmış delikanlıları boyunları gövdelerinden ayrılmış insanları gözleri uyur gibi kapanmış,
kan pıhtıları içindeki bu çocukları gelişmiş laboratuvarlarınızda dikkatle inceleyin ve bir gün bu dünya gül bahçesine dönecek bunu böyle bilin; ve unutmayın..
BU GÜZEL İLAHİYİ SEVDİKLERİNİZLE PAYLAŞIN
Bunlar da İlginizi Çekebilir