Metruk Mabed

EserMetruk Mabed
SöyleyenMehmet Saraçoğlu
Kategoriİlahi
İstatistik 4,325 Görüntülenme
Etiketler#Mehmet Saraçoğlu#ilahi#Metruk Mabed

Metruk Mabed İlahi Hakkında

Metruk Mabed başlıklı bu içerikte ilahi sözlerine, varsa dinleme videosuna ve eserle ilgili temel bilgilere ulaşabilirsiniz.

Bu sayfa, İlahi kategorisindeki ilahileri daha kolay bulmak, okumak ve sevdiklerinizle paylaşmak için hazırlanmıştır.

Eserin söyleyeni/sanatçısı Mehmet Saraçoğlu olarak kayıtlıdır. Benzer ilahiler bölümünden aynı türdeki diğer içeriklere de göz atabilirsiniz.

Arşiv Bilgisi

Metruk Mabed, İlahi arşivinde eser adı, sanatçı bilgisi, kategori ve dinleme bağlantısı ile birlikte düzenlenmiştir.

Dinleme ve Söz

Bu sayfada ilahi sözlerini okuyabilir, video bağlantısı mevcutsa eseri dinleyebilir ve sayfadaki temel bilgilerle içeriği daha kolay tanıyabilirsiniz.

Keşif Önerisi

Aynı kategori ve benzer ilahi önerileri, aradığınız esere yakın içerikleri daha hızlı bulabilmeniz için arşiv mantığıyla listelenir.

Kurşuni bir ses çınlıyor kulaklarımda.
Bilmem sevdamın kaçıncı cinnetindeyim.
Bir üveyik hüznüyle alnımın çiziklerinden damıtıyorum aşk-ı Musa’nın dili gibi çözülüyor dilim.
Bana ait bir alfabeden seçiyorum sözcükleri Hiç bir kelam denk düşmüyor Suretindeki manaya… Çatlak sözlerim kurak mevsimler yaşatıyor Ne yağmur düşüyor gözlerime Ne gözlerimden yağmur düşüyor.
Kuru bir veda busesinde boğuluyorum.
Ruhumu kırbaçlayan rüzgârların Uğultusudur,
beynimi dolanan.
Bir aşk’ın yarım kalan tarafıyla,
Noksanım şimdi.
Yüreğimi kemiren visalin siluetiyle Issız kaldım leyli zemheride… Aşkın miladında; Hakkına kaç hicran düşer? Kaç veda sığdırır bu şehir yollarına? Kaç süveydayı arındırır koynunda? Gözyaşı mürekkebinin izdüşümleri Hangi sevdayı anlatır Çöl rengi sayfalara? Gittin ya! Metruk kaldı mabedim.
En sadık Abidin bile nazar etmediği Sapada kaldım.
Gidişin; Suya bırakılan bir gölge gibiydi.
Bakışlarım asılı kaldı gölgesinde.
Dahası yoktu.
Gayrısı hardı,
gayrısı nar… Bir gidiş,
bir kenti bu kadar mı karartır? Bu kadar mı aratır yokluğunu,
bir gülüşün! Hangi betim yeter tarife,
yokluğunu? Hangi uyaktır dil ucunda,
küfre dönmemiş Söndü ışıkları varoşların Gri bir isyandır,
Kördüğümdür artık susmalar… Vakit,
leyl… Tebessümü efkarıma doğradım.
Susuşumu ekledim sonra Dilsizim… Şehrin şerefesinden,
ayrılık salası yükseliyor.
Aşka tekbir getiren dudaklar Kıyama duruyor,
acının en harlı anında.
Zamanın revaklarında asılı kalmış visaller.
Umudu tanıyan çıkmaz mı bu puslu vadide? Dağların mil çekilmiş gözlerine.
Rüzgârın başı dumanlı.
Yer gök tek söze ant içmiş; Bu kıyamın sonu sücuda varmayacak.
Maktulü vuslat olan aşkların selamı verildi.
Sürurlar; maveradan gelecek bir damlacık muştuya saklanmışken,
Ve,
yeniden diriliş sûrunu Sevda açlığında bitap düşmüş yüreklerimizle beklerken Bir havarinin sesindeki büyüyle İrkiliyor bedenler.
Bir ziyanın setrine ve bir aşkın visaline FATİHA…
Yorum Yapın
Güvenlik: 11 nedir?