Hazreti Muhammed başlıklı bu içerikte ilahi sözlerine,
varsa dinleme videosuna ve eserle ilgili temel bilgilere ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa, İlahi kategorisindeki ilahileri daha kolay bulmak,
okumak ve sevdiklerinizle paylaşmak için hazırlanmıştır.
Eserin söyleyeni/sanatçısı Yusuf Ziya Özkan olarak kayıtlıdır.
Benzer ilahiler bölümünden aynı türdeki diğer içeriklere de göz atabilirsiniz.
Arşiv Bilgisi
Hazreti Muhammed, İlahi arşivinde
eser adı, sanatçı bilgisi, kategori ve dinleme bağlantısı ile birlikte düzenlenmiştir.
Dinleme ve Söz
Bu sayfada ilahi sözlerini okuyabilir, video bağlantısı mevcutsa eseri dinleyebilir
ve sayfadaki temel bilgilerle içeriği daha kolay tanıyabilirsiniz.
Keşif Önerisi
Aynı kategori ve benzer ilahi önerileri, aradığınız esere yakın içerikleri daha hızlı
bulabilmeniz için arşiv mantığıyla listelenir.
Bu parça altın ve elmasla yazılsa liyakati var= Evet sâbıkan bahsi geçmiş Avucunda küçük taşların zikir ve tesbih etmesi; [وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ] sırrıyla aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hükmünde onları inhizama sevketmesi; [وَ انْشَقَّ الْقَمَرُ] nassı ile aynı avucunun parmağıyla Kamer’i iki parça etmesi; ve aynı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir orduya içirmesi; ve aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması, elbette o mübarek el, ne kadar hârika bir mu’cize-i kudret-i İlâhiye olduğunu gösterir. Güya ahbab içinde o elin avucu küçük bir zikirhane-i Sübhanîdir ki, küçücüktaşlar dahi içine girse, zikir ve tesbih ederler. Ve a’dâya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur. Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahane-i Rahmanîdir ki, hangi derde temas etse derman olur. Ve celal ile kalktığı vakit, Kamer’i parçalayıp Kab-ı Kavseyn şeklini verir; ve cemal ile döndüğü vakit, âb-ı kevser akıtan on musluklu bir çeşme-i rahmet hükmüne girer. Acaba böyle bir zâtın bir tek eli, böyle acib mu’cizâta mazhar ve medar olsa; o zâtın Hâlık-ı Kâinat yanında ne kadar makbul olduğu ve davasında ne kadar sadık bulunduğu ve o el ile biat edenler, ne kadar bahtiyar olacakları, bedahet derecesinde anlaşılmaz mı? Evet, Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselamın mübarek eli Hekim-i Lokman’ın bir eczanesi gibi ve tükürüğü Hz. Hızır’ın ab-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hz. İsa Aleyhisselamın nefesi gibi meded-res ve şifa-resan olsa; nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa, elbette Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselama hadsiz müracaatlar olmuş. Hastalar, çocuklar, mecnunlar pek kesretli gelmişler hepsi şifa bulup gitmişler. Hatta kırk defa hacceden ve kırk sene sabah namazını yatsı abdestiyle kılan, Tabiinin azim imamlarından ve çok Sahabelerle görüşen, Tavus denilen Ebu Abdurrahmani’l Yemani kat’iyen haber verir ve hükmeder ve demiş ki “Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam sinesine elini koymuşsa, kat’iyen şifa bulmuştur Şifa bulmayan kalmamış.