Şark
| Eser | Şark |
| Söyleyen | İbrahim Sadri |
| Kategori | İlahi |
| İstatistik | 3,427 Görüntülenme |
| Etiketler | #İbrahim Sadri#ilahi#Şark |
Şark İlahi Hakkında
Şark başlıklı bu içerikte ilahi sözlerine,
varsa dinleme videosuna ve eserle ilgili temel bilgilere ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa, İlahi kategorisindeki ilahileri daha kolay bulmak,
okumak ve sevdiklerinizle paylaşmak için hazırlanmıştır.
Eserin söyleyeni/sanatçısı İbrahim Sadri olarak kayıtlıdır.
Benzer ilahiler bölümünden aynı türdeki diğer içeriklere de göz atabilirsiniz.
Arşiv Bilgisi
Şark, İlahi arşivinde
eser adı, sanatçı bilgisi, kategori ve dinleme bağlantısı ile birlikte düzenlenmiştir.
Dinleme ve Söz
Bu sayfada ilahi sözlerini okuyabilir, video bağlantısı mevcutsa eseri dinleyebilir
ve sayfadaki temel bilgilerle içeriği daha kolay tanıyabilirsiniz.
Keşif Önerisi
Aynı kategori ve benzer ilahi önerileri, aradığınız esere yakın içerikleri daha hızlı
bulabilmeniz için arşiv mantığıyla listelenir.
Musallat,
hiç göz açtırmaz da Garb’ın kanlı kâbusu,
Asırlar var ki,
İslam’ın muattal,
beyni,
bâzusu,
“Ne gördün,
Şark’ı çok gezdin? ” diyorlar.
Gördüğüm yer yer Harap iller,
serilmiş hânümanlar,
başsız ümmetler,
Yıkılmış köprüler,
çökmüş kanallar,
yolcusuz yollar,
Bükülmüş beller,
incelmiş boyunlar,
kaynamaz kanlar,
Düşünmez başlar,
aldırmaz yürekler,
paslı vicdanlar; Tegallüpler,
esaretler,
tahakkümler,
mezelletler; Riyâlar,
türlü iğrenç iptilâlar,
türlü illetler; Örümcek bağlamış,
tütmez ocaklar; yanmış ormanlar; Ekinsiz tarlalar,
ot basmış evler,
küflü harmanlar; Cemaatsiz imamlar,
kirli yüzler,
secdesiz başlar; “Gazâ” nâmiyle dindaş öldüren biçare dindaşlar; Ipıssız âşiyanlar; kimsesiz köyler; çökük damlar; Emek mahrumu günler; fikr-i ferdâ bilmez akşamlar! … Geçerken,
ağladım geçtim; dururken ağladım durdum; Duyan yok,
ses veren yok,
bin perişan yurda başvurdum.
Mezarlar,
âhiretler,
yükselen karşımda dûradûr; Ne topraktan güler bir yüz,
ne göklerden güler bir nûr? Derinlerden gelir feryadı yüz binlerce âlâmin; Ufuklar bir kızıl çember,
bükük boynunda islâm’ın! Göğüsler hırlayıp durmakta,
zincirler daralmakta; Bunalmış kalmış üç yüz elli milyon,
cansa gırtlakta! İlâhi! Gördüğüm âlem mi insaniyetin mehdi? Bütün umranı tarihin bu çöllerden mi yükseldi? Şu zâirsiz bucaklar mıydı Vahdaniyetin yurdu? Bu kumlardan mı,
Allah’ım,
nebiler fışkırıp durdu? Henüz tek berk-ı iman çakmadan cevvinde dünyanın,
Bu göklerden mi,
Yârap,
coştu,
sağnak sağnak,
edyanın? Serendip’ler şu sahiller mi,
cûdiler bu dağlar mı? Bu iklimin mi İbrahim’e yol gösterdi ecramı? Haremler,
beyt-i Makdisler bu topraktan mı yoğruldu? Bu vâdiler mi dem tuttukça bihûş etti DÂVÛD’u? Hirâ’lar,
Tûr-u Sinâ’lar bu afakın mı şehkarı? Bu taşlardan mı,
yer yer,
taştı Ruh-ullah’ın esrarı? Cihanın garb’ı vahşet-zâr iken,
Şark’ında karnak’lar,
Haremler,
Sedd-i Çinler,
Tak-ı Kisrâlar,
Havernaklar,
İrem’ler,
Sûr-u Bâbil’ler semâ-peymâ değil miydi? O maziler,
İlâhi,
bir yıkık rüyâ mıdır şimdi? Ne yapsın,
nâ-ümid olsun mu Şark’ın intibahından? Perişan rûhumuz,
hâip,
dönerken Bâr-gahından? Bu haybetten usandık biz,
bu hüsran artık el versin! İlâhi,
nerde bir nefhan ki,
donmuş hisler ürpersin,
Serilmiş sineler,
kâbusu artık silkip üstünden.
Hayat elbette hakkımdır desin,
dünya değil derken
BU GÜZEL İLAHİYİ SEVDİKLERİNİZLE PAYLAŞIN
Bunlar da İlginizi Çekebilir