Sakarya Türküsü

EserSakarya Türküsü
SöyleyenAbdulkerim Tiryaki
Kategoriİlahi
İstatistik 4,956 Görüntülenme
Etiketler#Abdulkerim Tiryaki#ilahi#dinle

Sakarya Türküsü İlahi Hakkında

Sakarya Türküsü başlıklı bu içerikte ilahi sözlerine, varsa dinleme videosuna ve eserle ilgili temel bilgilere ulaşabilirsiniz.

Bu sayfa, İlahi kategorisindeki ilahileri daha kolay bulmak, okumak ve sevdiklerinizle paylaşmak için hazırlanmıştır.

Eserin söyleyeni/sanatçısı Abdulkerim Tiryaki olarak kayıtlıdır. Benzer ilahiler bölümünden aynı türdeki diğer içeriklere de göz atabilirsiniz.

Arşiv Bilgisi

Sakarya Türküsü, İlahi arşivinde eser adı, sanatçı bilgisi, kategori ve dinleme bağlantısı ile birlikte düzenlenmiştir.

Dinleme ve Söz

Bu sayfada ilahi sözlerini okuyabilir, video bağlantısı mevcutsa eseri dinleyebilir ve sayfadaki temel bilgilerle içeriği daha kolay tanıyabilirsiniz.

Keşif Önerisi

Aynı kategori ve benzer ilahi önerileri, aradığınız esere yakın içerikleri daha hızlı bulabilmeniz için arşiv mantığıyla listelenir.

İnsan bu,
su misali,
kıvrım kıvrım akar ya; Bir yanda akan benim,
öbür yanda Sakarya.
Yol onun,
varlık onun,
gerisi hep angarya; Yüzüstü çok süründün,
ayağa kalk,
Sakarya!..
İnsan bu,
su misali,
kıvrım kıvrım akar ya; Bir yanda akan benim,
öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan,
hep basamak basamak; Benimse alın yazım,
yokuşlarda susamak.
Her şey akar,
su,
tarih,
yıldız,
insan ve fikir; Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş,
büyük,
küçük,
kâinat; Şu çıkan buluta bak,
bu inen suya inat! Fakat Sakarya başka,
yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş,
köpükten gövdesine; Çatlıyor,
yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya,
kim demiş suya vurulmaz perçin? Rabbim isterse,
sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakarya’nın,
Türk tarihi vurulur.
Eyvah,
eyvah,
Sakarya’m,
sana mı düştü bu yük? Bu dava hor,
bu dava öksüz,
bu dava büyük!..
Ne ağır imtihandır,
başındaki,
Sakarya! Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya? İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki,
sonunda,
ne rütbe var,
ne de mal,
İnsan bu,
su misali,
kıvrım kıvrım akar ya; Bir yanda akan benim,
öbür yanda Sakarya.
Yol onun,
varlık onun,
gerisi hep angarya; Yüzüstü çok süründün,
ayağa kalk,
Sakarya!..
Şimdi dövün Sakarya,
dövünmek vakti bu ân; Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an! Hani Yunus Emre ki,
kıyında geziyordu; Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu? Nerede kardeşlerin,
cömert Nil,
yeşil Tuna; Giden şanlı akıncı,
ne gün döner yurduna? Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir? Bulur mu deli rüzgâr o sedayı Allah bir! Bütün bunlar sendedir,
bu girift bilmeceler; Sakarya,
kandillere katran döktü geceler.
Vicdan azabına eş,
kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin,
öz vatanında parya! İnsan bu üç beş damla kan,
ırmak üç beş damla su; Bir hayata çattık ki,
hayata kurmuş pusu.
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; Aldırma,
böyle gelmiş,
bu dünya böyle gider! Bana kefendir yatak,
sana tabuttur havuz; Sen kıvrıl,
ben gideyim,
Son Peygamber Kılavuz! Yol onun,
varlık onun,
gerisi hep angarya; Yüzüstü çok süründün,
ayağa kalk,
Sakarya!..
Yorum Yapın
Güvenlik: 6 nedir?